Yaşlı Adam ve Deniz (İhtiyar Balıkçı)

“Yaşlı Adam ve Deniz” gibi birçok eserin yazarı olan Ernest Hemingway, 1899-1961 yılları arasında yaşamıştır. Amerika doğumlu yazar hemen hemen herkesin bildiği “Çanlar Kimin İçin Çalıyor” adlı romanını savaşta edindiği izlenimler doğrultusunda kaleme almıştır. Bu romanı ile Pulitzer Ödülü’nü alan yazar, İkinci Dünya Savaşı sonrasında yazmış olduğu “Yaşlı Adam ve Deniz” adlı eseri ile de Nobel Edebiyat Ödülü’nü almıştır. Yazar ve edebi kişiliği hakkında daha fazla bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Eserde öne çıkan iki kahraman vardır: Santiago (yaşlı adam) ve çocuk. Santiago, Gulf Stream’da sandalı ile denize açılıp balıkçılık yapan, yaşlı ve fakir bir adamdır. Çocuk ise, yaşlı adamı çok seven, fakat ailesi tarafından başka balıkçıda çalıştırılan biridir. Santiago, tam seksen dört gündür balık tutamayan bir ihtiyardır. Önceleri yanında yardımcı olarak çocuk da vardır ama yaşlı adam günlerce balık tutamayınca, çocuğun ailesi ihtiyar balıkçının lanetli olduğunu düşünüp, çocuğu başka bir balıkçının yanına vermiştir.

Yaşlı Adam Laneti Kırıyor

Bir gece rüyasında, gençliğinde güzel kumsallarıyla ve tuttuğu büyük balıklarla hayallerini süsleyen Afrika’yı görür. Sabah uyandığında çocuğu da yanına alıp kıyıya gider. Niyeti çok uzaklara açılıp, büyük balıklar tutmaktır. Sandalına biner ve büyük bir balık yakalayıp kendinin lanetli olmadığını diğer balıkçılara kanıtlamak için uzaklara açılır. Biraz zaman geçtikten sonra sonunda oltasına bir balık gelir. İhtiyar balıkçı bu balığın bir kılıç balığı olduğunu anlar. Çok büyük bir balık yakaladığı için sevinir ama oltası bu kadar büyüklükteki bir balığı yakalayacak güçte olmadığı için balığın ölmesini beklemek zorunda olduğunu düşünür. Kılıç balığı, yaşlı adamı o kadar zorlar ki; sandalı balığın gücü ile sürüklenir, oltayı tutmaktan elleri yara olur, bedeni çok yorgun düşer.

Yaşlı Adam ve Mücadele

Günlerce mücadele verir. Ölüme gittikçe yaklaştığını düşünmeye başlar. Ya balık ölecektir ya da yaşlı adam. Bir yandan da kendi kendine balık ile konuşur. Denizdeki üçüncü günün sonunda bir fırsat yakalayarak nihayet balığı öldür, fakat sandala almak için oldukça büyük bir balık olduğundan sandalın kenarına takılı bir halde dönüş yoluna başlar. Bu arada kanın kokusunu alan bir köpek balığı sandala doğru yaklaşır. Elindeki imkanlarla köpek balığını savuşturmaya çalışır ama yakaladığı balığın bir kısmının yenilmesine engel olamaz. Yine de haline şükredip, balığın zaten çok büyük olduğunu, kalan kısmının da kendisine yeteceğini, iyi para edeceğini düşünür. İlerleyen zamanlarda bu sefer iki tane köpek balığı saldırır. Bu sefer yaşlı adamın da hayatı tehlikededir ve iki köpek balığını da uzaklaştırdığında, yakaladığı kılıç balığının iskeletinin dışında elinde bir şey kalmamıştır artık. Yaşlı adam eli boş bir şekilde kulübesine döner ve uyur. Balığın kalan iskeleti ilgi çeker ve umudunu kaybetmeden savaşan yaşlı adam adından söz ettirmeyi başarır.

Oldukça sade ve akıcı bir dille yazılan eser keyifle okunmasının yanı sıra, okuyucuya kitap biterken hissettirdiği hüznün ardında bir farkındalık vermektedir. İnsanla doğanın verdiği savaş ön planda tutulmuştur ama asıl olarak ne olursa olsun umutsuzluğa düşmemeyi, mutlaka savaşmayı ve umut etmeyi biz okuyucularına hatırlatmaktadır.

Bir cevap yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.