Sfenks – Edgar Allan Poe

Kitaptaki karakterimiz, New York’u sarıp sarmalamış bir kolera salgınında bir akrabasının daveti üzerine iki haftalığına küçük villasına gider. Her geçen gün artan ölüm oranları artmaktadır. Bu süreçte karakterimiz ve onun akrabası- arkadaşı villanın bahçesinde yürüyüşler yaparak, resim çizerek, müzik dinleyerek, kitap okuyarak hoşça zaman geçirirler. Bir gün karakterimiz açık bir pencerenin önünde kitap okurken güzel manzaraya gözü takılır. Dikkatini verdiğinde tepenin yamacında bir şey görür. Bu gördüğü şeyi korkunç bir canavar olarak tanımlar. Bir yanılsama olduğunu düşünür ama o gördüğü canavar ne yaparsa yapsın yine oradadır. Bu sefer gördüğü şeyi dikkatle izler; canavar bir gemiye benziyordur ve en büyük savaş gemilerinden de büyüktür. On beş- yirmi metrelik bir hortumun ucunda ağzı yer alıyor, hortumun dibinde sık siyah kıllar bulunuyordu. Hortumun dibinde de yaklaşık birer metrelik çubuklar yer alıyor, her biri yüzer metrelik olan iki kanadı gövdesinden çıkmaktaydı.

Azımsamalar ve Abartmalar- Canavarını Oluştur

Bu gördüklerinin şoku ile birkaç gün sonra kendine gelen karakterimiz, gördüklerini akrabasına anlatmak ister. Anlattıkları sonrasında akrabası önce kahkahalarla güler, sonrasında ciddileşir. O anda canavar tekrar ortaya çıkar. Kahramanımız heyecanla akrabasına dönerek, canavarı görüp görmediğini sorar; ama akrabası göremez. İyice delirdiğini düşünüp, dehşete kapılır, elleri ile yüzünü kapatıp hüngür hüngür ağlar. Gözlerini tekrar açtığında canavar artık yoktur ve akrabası sessizliğini bozarak sık sık tartıştıkları kuramsal felsefe üzerine konuşmaya başlar. Özellikle insanların yanılmalarının ardında yatan en büyük sebebin bir nesnenin değerinin, yakınlığının yanlış hesaplamaları sonucunda azımsamaları ya da abartmaları olduğunu söyler. Kitaplığa gidip bir kitap alır. Karakterimizin anlattığı canavarın aslında bir böcek çeşidi olduğunu ve kitapta karakterimizin tanımlarına birebir örtüşecek şekilde anlatıldığını O’na okur. Sonrasında karakterimizin akrabası birden heyecanlanır ve böceği gördüğünü söyler. Aslında böcek bir milimetre uzunluğunda, pencere kanadından bir örümcek ağına tutunmuş yukarı doğru çıkmaktadır.

Edgar Allan Poe bize bu hikayesi ile, aslında hayatta bazı şeyleri düşüncelerimizde, hislerimizde, gözümüzde büyüttüğümüzü ve kendi kendimizi korkuttuğumuzu, gereğinden fazla önem atfettiğimizi kısacası kendi canavarımızı oluşturduğumuzu hatırlatıyor.

Bir cevap yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.