Max Weber ‘de Bilim ve Sosyoloji

Max Weber 1864’te doğmuş ve 1920’de ölmüştür. Weber, önemli bir iktisatçı olmasının yanında aynı zamanda bir toplumbilimci ve tarihçidir. İktisatla toplumsal düzen arasındaki bağlantıları incelemekle kalmamış, hukuk sosyolojisi, din sosyolojisi ve siyaset sosyolojisine varıncaya kadar sosyoloji bağlamında ele alınabilecek bütün gerçeklikleri toptan ele almıştır. Max Weber için sosyoloji, değer yargılarından bağımsız bir bilimdir. İkinci olarak da genelleştiren bir bilimdir. Max Weber’in kendi deyişiyle sosyoloji, “toplumsal eylemleri, iş ve davranışları yorumlama ve açıklama ile anlayan ve bununla, onları kendi akışlarında ve etkilerini nedensel olarak açıklamak isteyen bir bilimdir.” (Hans Freyer, Sosyoloji Kuramları Tarihi, çev. Tahir Çağatay, Doğu Batı Yayınları, Ankara, s. 169.) Aşağıda yer alan Max Weber’de Bilim ve Soyoloji adlı eserde, Weber’, daha iyi tanıyacağımız için yukarıda fazla bilgi verilmemiştir. Fakat sosyoloji kuramlarına dair ayrıntılı ve daha fazla bilgi edinmek isterseniz, yukarıda dipnotta eklediğim Hans Freyer’in Sosyoloji Kuramları Tarihi kitabını edinebilirsiniz.

Max Weber ‘de Bilim

 Weber’in sosyolojiyi temellendirirken karşılaşmış olduğu en büyük sorun, doğa bilimlerinin açıklamacı yöntemleriyle, kültür bilimlerinin anlamacı yöntemlerini bir birleşime getirebilmesidir. İdeal tip kavramları kültür bilimlerinin ve özellikle de sosyolojinin çekirdeğini oluşturur. Weber sosyolojinin bir bilim niteliği taşıyabilmesi için, hem açıklayıcı (empirik), hem de anlayıcı bir bilim olması gerektiğini söyler. Empirik açıdan ele alabileceğimiz şey insan eylemleridir. Herhangi bir insan eylemi, bu eylemi motive eden etkenleri bilebildiğimiz sürece bize anlamlı görünür. Anlaşılmaya elverişli eylemler ve anlaşılmaya elverişli olmayan eylemler mevcuttur. Bir eylemin anlaşılır olması, ortada bir anlam bağlamının bulunmasına bağlıdır. Namaz kılan insan eylemini anlarız, çünkü İslam dininin koşullarını bilmekteyiz ama bir ruh hastasının eylemi için aynı şey söz konusu olmayabilir. O zaman biz, anlamlı eylemleri, bir anlam eylemine göre anlaşılabilen eylemler olarak tanımlayabiliriz. Weber aynı zamanda toplumsal eylemden söz eder. Toplumsal eylemin temel özelliği, başka birinin durumu ile ilgili eylem olmasıdır. Aynı zamanda Weber “nomolojik bilme” den söz eder. Bu kavram bilimsel yöntem kullanılmadan tesadüfi olarak tecrübeyle edinilen bilgilerin bilinmesidir. Bu bilgiler önbilimsel bilgilerdir. Kültürel anlamı, Weber’in toplumsal anlama olarak ele aldığı nomolojik bilme yardımı ile ortaya çıkmaktadır. Gözlem birimini Weber, toplumsal eylem olarak gösterir ve tekil toplumsal eylem olarak ele alır.

Max Weber ‘e Göre Kavramlar

Weber’e göre her tür kavram nesnelere ve ilişkilere takılan bir ad (nomina) dır. Diğer taraftan Weber, Kantçı geleneğin eleştirel rasyonalizmini de benimser. Bilimsel bilgi “rasyonel empirik bilgi” dir. Sosyoloji kavramlarını tam bir kapsayıcılık ile kurarlar. Tip kavramları kurulduktan sonra eksiksiz bir tümelliğe sahip oldukları düşünüldüğünden ideal tip kavramları olurlar. İdeal tip kavramları hep yenilenmeleri ve değiştirilmeleri gerekebilecek olan kavramlardır. Weber ideal kavramında bir sorun olabileceği düşüncesi ile ideal yerine salt sözcüğünü kullanmayı tercih eder. İdeal tipler, “içi boş” olarak kurulmuş kavramlardır.

1) Kolektif kavramlar; her şeyden önce normatif anlamlarıyla olduğu gibi sosyolojiye taşınamazlar.

2) Kolektif kavramlar, toplum bireylerinin bu kavramları nasıl tasarladıklarını, bu kavramları öznel bilinçlerinde ne şekilde benimsediklerini saptamak amacı doğrultusunda sosyolojide bir kullanım alanı bulabilirler.

3) Artık normatif anlamlardan soyularak ideal tiplere dönüştürülmüş halleriyle kolektif kavramların, genel açıklamalar peşindeki sosyoloji için “bütünden hareket etme” olanağı vereceğini belirtir.

Weber kolektif kavramları ideal tiplerden ayırdıktan sonra ideal tipleri empirik ortalamalar veya ortalama tipleri olarak söz ettiği kavram türünden de ayırır. Empirik ortalamalar, empirik verilerin sayma, ölçme, grafiğe aktarma, soru kâğıdı, anket vb. empirik teknikler aracılığıyla “bir birim ölçüye vurularak” matematiksel yoldan ifade edilmelerini sağlarlar. İdeolojik kavramlardan ideal tipleri ayırmak gerekir. İdeolojik kavramlar olanı değil, bekleneni, arzu edileni ifade ederler. Bu gibi kavramların bilimde yeri yoktur. Bu kavramlarla bilimsel kavramlar olarak ideal tiplerin tek ortak yönü; ikisinin de mantıksal/rasyonel kuruluşa sahip olmalarıdır. İdeal tiplerin Weber’in söylemiyle “kültür bilimlerine özgü bilme tarzına uygun olsun diye geliştirilmiş yöntemsel araçlar” oldukları açıktır. Weber, hep bir nedensel anlamadan söz eder. Weber, Dilthey’den aldığı etkilerle, anlama yönteminin kültür bilimleri için temel bir yöntem olduğunu vurgulamıştır fakat bu yöntem sezgici ve içebakışçı yolda kullanılırsa, empirik denetlemeye açık sonuçlar elde etmek pek elverişli görünmemektedir. Bilim konusunu nedenlere dayanarak açıklamak isteyen bir bilgi etkinliğidir. Weber anlamanın iki tür kaynağına değinir. 1) Rasyonel anlama, 2) kendinde hissederek yaşanmışlık (empati, duygudaşlık). Bir şeyi rasyonel olarak anlamak; bir şeyin aracısız olarak ve anlıksal biçimde anlamlı olması, matematiksel ve mantıksal ifadelerin kümeleştiği bir anlam bağlamı içerisinde olanaklıdır. Kendi yaşam deneyimimize, kendi yaşantımıza girmemiş değer ve amaçları, kendi duyusal yaşanmışlığımızdan yola çıkarak anlaşılır kılabiliriz. İnsanlar değer ve amaçları bir din ideolojisi, bir ahlak öğretisi içinde rasyonelleştirirler. Cesaret, onur ve özveri duygularına yabancı olan bir insan için bir savaşçının iç dünyasını anlamak oldukça zordur.

Max Weber ‘e Göre Anlama

Açık bir anlamanın iki aşamalı karakteri vardır. 1) Anında anlama, 2) Açıklayıcı anlama. Biz işittiğimiz veya okuduğumuz şeyi anında anlarız yani düşünceyi anında rasyonelleştiririz. Diğer taraftan yüz ifadelerini, duyguları ele aldığımızda yine irrasyonel olan ifadeleri anında anlarız. Açıklayıcı anlamada ise, biz 2×2 ifadesini kullanmakta olan birine baktığımızda, bu ifadeyi hangi anlamda kullandığını veya kanıtladığını motiflere bakarak anlarız. Açıklayıcı anlama bir olguyu, bir süreci, bir eylemi motiflere dayanarak rasyonel olarak anlamaktır. Açıklayıcı anlama nedensel anlamadır.

Weber olasılıklı nedensellik olarak iki tür nedensellikten söz etmişti. Tarihsel nedensellik, “zaman içinde akıp gitmekte olan şeyin hakikati’ ne ulaşmak için, bu “zaman içinde akıp gitmekte olan şey” den belirli bir parçayı, bir kesiti, bir defalık bir olgu veya süreç olarak ele alabilmek için gerekli olan nedensellik türüdür. 1) Bir tarihsel ola veya süreç, zamana bağlı oluşan bir olay veya süreçtir. 2) Bunun sonucu olarak, tarihsel olay veya süreçte bir tekrar, süreklilik yoktur. 3) Bir tarihsel olayı veya süreci birkaç nedene bağlı kalarak açıklamak zordur. 4) Tarihsel olay ve sürecin nedenleri kültürel niteliklerdir. 5) Ancak kültürel anlam bazında ele alındığında bir açıklama nesnesi haline getirilebilir. Tarihsel ideal tipler, sadece belli bir tarihsel olay ve süreç için geliştirilmiş kavramlar olduklarından dolayı, bir başka tarihsel olay ve süreç için kullanılamazlar.

Max Weber ‘de Egemenlik Biçimleri

Weber üç egemenlik biçiminden söz eder.

1) Geleneksel egemenlik; bir başkan veya kraldan veraset yolu ile devreden egemenlik biçimidir.

2) Meşru egemenlik; iktidarın yasal yollarla kullandığı bir egemenlik şeklidir.

3) Karizmatik egemenlik; bir kişi veya gruba olağanüstü özellikler atfedilerek gerçekleşen bir egemenlik biçimidir.

Bu egemenlik biçimleri ayrı ayrı görülebileceği gibi, birbirine geçmiş biçimde de görülebilir. Ayrıca Weber, dört toplumsal eylem tipinden söz eder.

1) Amaçsal-akılcı; dış dünyaya ait olan olgular karşısında, koşullar ve araçlar aracılığıyla akılcı bir biçimde sonuçlar elde edilmesi için bir amaç uğrunda eylemektir.

2) Değersel-akılcı; özel bir değere dayanan bilinçli inançla, bağımsız biçimde sonuca varma sırasında geçen eylemdir.

3) Duygusal; duygusal haller içinde gerçekleştirilen eylem.

4) Geleneksel; yaşanmış alışkanlıklarla yapılan eylem.

Amaçsal-akılcı eylemler dışındaki tüm toplumsal eylemler irrasyoneldir. Toplumsal eylem başkaları gözetilerek yapılan eylemdir. Toplumsal eylem, beklenti temelli karşılıklı ilişkiyi gerektirir, Weber buna toplumsal ilişki demektir. İki kişi arasındaki dostluk toplumsal ilişkidir. Ama bu ilişki geçici bir karakterdir. Weber, toplumsal ilişki tiplerini sınıflandırmaya görenek ve gelenek kavramları ile başlar. Bir toplumsal eylemin ortaya çıkışındaki düzenliliklerin olgusal olarak belirme şansı görenek, bilfiil uygulamanın uzunca yaşanmışlığa dönüşmesi gelenek adını alır. Bir düzenin geçerli olması gelenek ve görenek ile desteklenebilir, bu destek meşruluk tasarımının yaygınlaşması ile daha da artar. Toplumsal ilişkinin iki temel ögesi uyum ve çatışmadır. İki tür çatışmadan söz edilebilir. Barışçıl çatışma; başka olasılıkların da ortaya çıkma ihtimalinin bulunduğu bir ortamda, bireyin kendi tutumu çerçevesinde barışçıl bir çaba göstermesidir. Çatışma, bireylerin veya grupların var olma şansını elde etmek için birbirlerine karşı varoluş savaşına girdikleri zaman “dışta bırakıcı çatışma” olur.

Weber daha sonra toplumsal oluşumları çözümlemeye çalışır. Topluluklaşma ve toplumsallaşma kavramlarına değinir. Topluluklaşma; bir defalık bir durum veya ortama ya da salt bir tipe (ideal tip) göre katılanların (aktörlerin) kendilerini öznel olarak (duygusal veya geleneksel biçimde) bağlı hissettikleri bir süreç olarak bir toplumsal ilişkiyi ifade eder. Toplumlaşma ise; toplumsal eylemin rasyonel (değersel-akılcı ya da amaçsal-akılcı) motiflere bağlı ilgilere göre seçildiği veya buna benzer motiflere bağlı ilgilere dayandırıldığı sürece oluşan bir toplumsal ilişkidir. Topluluk, duygusal veya geleneksel eylenlerin, toplum ise değersel-akılcı ve amaçsal ve amaçsal-akılcı eylemlerin ön planda olduğu oluşumlardır. Bir diğer kavram grup kavramıdır. Bir grubun oluşması, bir yönetim organının varlığına bağlıdır. Bir aile reisinin, bir devlet başkanının, bir işyeri yöneticisinin bulunduğu toplumsal oluşum bir gruptur.

Buraya kadar anlatılanları özetlemeye çalışacak olursak; Weber daha çok birey ve kültür üzerinde yoğunlaşmıştır. Toplumsal eylem ile toplumsal davranışı birbirinden ayırmıştır. İdeal tip kavramını öne sürmüştür ve bu kavram ile pozitivist yaklaşımın eleştirisini de yapmaktadır. İdeal tipler bireyselleştirici ve özgülleştirici özellikler ortaya koymayı amaçlamaktadır. Toplumsal ilişki geçici ve sürekli biçiminde olabilir. Sürekli toplumsal ilişki düzeni ifade eder. Ama her toplumsal ilişkide çatışma, uyum, sapma vardır. Her düzen potansiyel olarak içinde sapmayı ve çatışmayı barındırır.

* Doğan Özlem, Max Weber’ de Bilim ve Sosyoloji, İnkılap Yayınevi, İstanbul, 2001.

Bir cevap yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.