Kızıl Veba

Kızıl Veba, Martin Eden, Vahşetin Çağrısı, Beyaz Diş, Demir Ökçe ve daha birçok kitabın yazarı olan Jack London (John Griffith London) Amerikalı gazeteci ve roman yazarıdır. 12 Ocak 1876- 22 Kasım 1916 yılları arasında yaşamıştır.

Kızıl Veba, bir dede ve üç torunu -Edvin, Hou Hou, Yarık Dudak- arasında geçen olay örgüsü olarak bize sunulmaktadır. Dedenin hastalığı ve bu hastalık sırasında yaşanan olayları torunlarına anlatması, kitabın ana çerçevesini oluşturmaktadır. Kitap 2073 yılında geçiyor ve Kızıl Veba 2013 yılında yaşanmış. Dede Smith, o zamanlar San Francisco’da bir üniversitede İngiliz Edebiyatı Bölümünde profesörlük yapmaktadır. İlk olarak New York’ta çıkan Kızıl Veba adını, hastalığa yakalanan insanların yüz ve vücutlarının kızararak ölmesinden almaktadır. Bacaklarda başlayan uyuşma zamanla tüm vücuda yayılıyor ve kalbe ulaşınca hastalığı kapan kişinin hayatta kalma ihtimali kalmıyor. Kısa sürede dünyaya yayılan hastalık, bir ilaç geliştirilemeden, neredeyse tüm insanların ölümüne neden oluyor.

Kızıl Veba Etkisi Olarak Modern Yaşamın Sonu

James Howard Smith, Kızıl Veba ‘nın etkisi olarak modern yaşam sona erdiğinde üniversite çalışanları ve onların yakınları ile dört yüz kişi olarak üniversitede bir kimya laboratuvarına sığınıyor. İlk zamanlar her şey yolunda giderken, sığınaktaki insanlar teker teker hastalanmaya ve ölmeye başlıyor. Geriye kalan kırk yedi kişi ile sığınağı terk eden Smith, zaman geçtikçe kırk altı kişinin daha ölümünü izliyor ve tek başına kalıyor. Üç yıl boyunca tek başına yaşayan, hayatta kalan insanları arayan Profesör Smith sonunda hastalıktan kurtulan insanların izine rastlıyor. İnsanların onar, yirmişer boylar halinde, ilkel olarak hayatlarına devam ettiğini görüyor. İlk olarak Ateşçi’nin liderliğini yaptığı boyda bir süre yaşadıktan sonra, Santa Rosa boyuna katılıyor ve onlarla yaşıyor. Tüm bu yaşadıklarını torunlarına anlatan dede Smith, aynı zamanda torunlarına öğütler verip, modern dünyanın çalışma, adalet, eğitim gibi alanlarında bilgiler vermeye çalışıyor. Elektriği, buhar gücünü, alfabeyi onlara anlatmaya, öğretmeye çalışıyor. Zaman çarkını ileri sarabilmek düşüncesi ile kitaplarından küçük bir kütüphane oluşturup, harfleri kılavuz olarak bırakarak günün birinde onların bu kitapları okuyacağını umut ediyor.

Bir cevap yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.